Herkesin bahanesi var, senin yok
günahlı bir gölgenin serinliğinde
biraz bekleyebilirsin, daha sonra
burada kalamazsın, başa dönemezsin
ama dön
Eve dön! Şarkıya dön! Kalbine dön!
Şarkıya dön! Kalbine dön! Eve dön!
Kalbine dön! Eve dön! Şarkıya dön!
Kitap Evi Otel elime geçtiğinde, ışıklı günlerin hatıraları ile dopdoluydum. Eve dönmüşken, eve , kalbime ve şiire sonsuz uzaklıkta bir yerde okumaya başladım kitabı .O otele hiç gitmedim, çevre sokaklarında çokça yürüdüğüm, dolandığım halde o otele hiç gitmedim ben. Uzaktan baktım sadece.
Angoisse kelimesini nereden hatırlıyorum ben dedim, sonra hatırladım; bu kelimeyle amcamın metruk kütüphanesini karıştırırken karşılaşmıştım; bir tıbbi terim olarak… Uzun süre zihnimde gezdirip , kullandığım bir kelime olmuştu. Bir insanla, yazarla ortak kelimelerin, şiir mısralarının çağrışımlarını paylaşmak , uzun zaman sonra, ilk defa kendimi evimde, kendi şarkımın ve şiirimin , belki de hikayemin içinde hissettirdi beni.
Bitmesin diye yarıda bıraktım kitabı, o his bitmesin istedim. Benzer iklimler, benzer cümlelerden çok benzer hissedişler ve çağrışımlarla inşa oluyor. Ruha sahip bir şehir, o ruha dokunmayı başarabilen herkeste benzer duygular açığa çıkarıyor olmalı, Bursa öyle… Bursa’da zaman, mekan, insan, kelimeler, şiir, yaşamak ya da yaşayamamak…
‘’Bu dünyada olup bitenlerin olup bitmemiş olması için ne yapıyorsun?” sorusuna, ‘’yalnızlığın geyik gözlü köşesinden düzenlerin çıkmazına veda ediyorum” diye cevap veriyorsun ya, “her şeyin bir kere daha yanlış olduğunu düşünüyorduk oysa diyorsun, ben de; bir şehrin hafızasındaki yerime sığınıyorum diyorum. En güzel hatırasına; Irgandı’da elimde fırçalar, renklerden bir alem içre ,kendimi şiir olduğunu bilmediğim bir şiirin içine bırakıvermişken, Muradiye’de bir hanım sultanın türbesindeki çiçekleri incelerken…ceylanlar suya iniyormuş o vakit de bilmiyormuşum.
Şam’ı gördüm ben, Muhyiddin’in kabri çoktan kapanmıştı, ben öyle yetiştim.
Anılarım bu şehrin hafızasında saklı, onları kimse alamaz benden dedim. O anılar ki ; ‘’…her yerde kendi ritmi, kendi hususi zevkiyle vardır, her adımda önümüze çıkar’” “Yalnız yaşadığımdır kalbimde kalan” Evet, benim bildiklerimi herkes bilebilir, fakat kalbim, o yalnızca bana aittir.
Başlarken, eve , kalbime, şiire ve şehre çok uzak bir yerdeydim. Bittiğinde, kendime ait yeri hatırlayıp, yeniden eve , kalbime ve şiire dönmüştüm.
Kitap Evi Otel, Ercan Yılmaz, Heyamola Yay., Aralık 2020.